ZARARLI BÖCEK ve MANTARLARA KARŞI ALINACAK TEDBİRLER

1.Koruyucu Mücadele:
Bu mücadele  zararlıların gelişini veya etkinliğini önleyici bütün kültürel tedbirleri içerir. Kültürel tedbirler yerine getirilirken entomolojik ve fitopatolojik açıdan en fazla dikkate alınması gereken hususlar aşağıda  özetlenmiştir:

1.1. Yer Seçimi:
Don çukurlarına kavaklık veya fidanlık kurmaktan kaçınılmalıdır.Çünkü don sebebiyle oluşan yaralar fizyolojik zayıflığa neden oldukları gibi zararlı böcek ve mantarlar için giriş yeri oluştururlar. Özellikle rüzgar etkisinin çok olduğu yerlerde ve uzun süre ıslak kalan sahalarda  kavaklık tesis edilmemelidir.

1.2. Klon Seçimi:
Kavak için ne kadar uygun bir yer olursa olsun şayet klon isabetle seçilmemişse zararlıların tasallutlarını engellemek mümkün olamaz. Sonuçta kavak fizyolojik zafiyete girer.


1.3. Arazi Hazırlığı:
Kavaklık tesis olunacak sahada toprak şartlarına uygun arazi hazırlığı yapılmadığı takdirde kavaklar yeterli kök gelişmesi yapamadığından özellikle  gerekli su alımında zorlanırlar ve aşağıdaki şartların dikkate alınmaması durumunda ağaçlandırmalarda kesinlikle M. picta pall. tasallutu görülür.


1.4. Kullanılacak Fidanların özellikleri:
Normal şartlarda en iyi köklenmeyi  sağlıklı fidanlar yapacaktır. Bu sebepten yeterli çap gelişmesi yapmış, hastalıksız, böcek tasallutlarına uğramamış fidanlar kullanılmalıdır.
Dikilecek fidan yeterli şekilde budanmış olmalıdır. Aksi takdirde sürgün sayısına bağlı olarak yaprak sayısı artar yaprakların harcadığı suyu yeterli gelişmeyi henüz yapamamış kökler karşılayamayacağı için fidan dikim krizini atlatamaz ve kesinlikle M. picta tasallutuna uğrar.

1.5. Dikim Zamanı:
Tomurcuklar uyanmadan dikim yapılmalıdır. Aksi durumda fidan yeterli kök gelişmesi yapamadan yapraklanma olur, yaprakların harcadığı suyu köklerinden temin edemeyen fidan dikim krizini atlatmada zorlanır.

1.6. Dikim Çukurunun Derinliği:
Dikim çukuru derinliği ile ksilofaj böcek tasallutları arasında yakın bir ilişki vardır:


1.7. Dikim Hataları:


1.8. Dikim Çukurunun Genişliği:
Dikim çukurunun geniş açılması fidan için büyük avantaj sağlar. Dikilen fidan işlenmiş bir toprakta kök geliştirme imkanı bulur ve dikim krizini kolay atlatır. Bu sebeple toprak ağırlaştıkça çukurun çapı arttırılmalıdır.

1.9. Dikim Çukurunun Çeperi:
Rutubetli ve kil oranı yüksek topraklarda, burgu ile dikim çukuru açıldığında sert ve parlak bir çeper oluşur. Oluşan kökler bu çeperi aşamaz ve genişleyemez. Köklerin bu kısıtlı gelişimi fidanı krize sokar ve zayıf düşmesine sebep olur. Bu sebeple bu çeper dikimden önce bir bel küreği v.s. ile birkaç yerinden yırtılmalıdır.

1.10. Sulamalar:


1.11. Toprak İşlemeleri:


1.12. Gübreleme:
Bu konuda en büyük yanlışlık azotlu gübrelerin fazla kullanılmasında yapılmaktadır. Fazla azot, odun dokusunu poroz yaparak, ksilofaj böceklere direnci azalttığı gibi odunlaşma sürecini uzatmakta ve don zararlarının artmasına sebep olmaktadır.Bu nedenle M. picta ; Agrilus sp. ve C. lapathi gibi ksilofaj böceklerin etkin olduğu yerlerde azotlu gübre kullanımına kesinlikle son verilmelidir.

1.13. Monokültür:
Bilindiği üzere monokültür zararlıların lehinedir. Geniş sahalarda kavaklıklar kurarken, toprak ve iklim şartlarına bağlı olarak birden fazla klon kullanmak, bant ve alan halinde karışıklık yaratır ki, zararlılardan korunmada son derece olumlu sonuç verir.

1.14. Budama:
Budamada yapılan hatalar böcek, mantar, bakteri tasallutları bakımından çok önemlidir. Budamalar ya hiç yapılmamakta ya da ağacı fizyolojik zayıflığa uğratacak şekilde şiddetli uygulanmaktadır.İkinci durumda böcek zararları kendini göstermektedir. Bu sebeple budamalar yapılırken budamanın şiddeti ve zamanı açısından aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır.


1.15.Ot Öldürücü İlaçların Yanlış Kullanımı:
Fidanlık ve ağaçlandırmalarda bazen ara tarım nedeniyle herbisit kullanılmaktadır. Fakat istenmeyen bitkiyi öldüren bir herbisit’in kavağın köklerini de öldürmesini önlemek için rasgele herbisit kullanılmamalıdır.

1.16. Ara Tarım:
Kullanılacak ara tarım bitkisinin özellikle sulama ve toprak işleme açısından istekleri kavağınkiler ile uyum sağlamalıdır.

2. Doğrudan Mücadele:
Zararlının etkin olması halinde(Bir zararlının varlığı değil etkin oluşu önemlidir.)uygulanan mücadeledir. Fakat herhangi bir tasallut görüldüğünde düşünülecek ilk şey ilaç kullanma olmamalıdır. Zira bazı kültürel tedbirler alınmaz ise ilaç kullanmanın da yararı yoktur. Bu tür mücadeleye en basit tedbirin ne olduğunu düşünmekle başlamalı, ilaç kullanımı en son çare olmalıdır. Bu anlayışa öncelik verilmede aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:

2.1. Mekanik Mücadele:


2.2. Kültürel Mücadele:
Kültürel mücadelede iki esaslı silah vardır; Birisi toprak işlemeleri  diğeri ise sulamalardır:


2.3. İlaçlı Mücadele:
İlaçlamalarda yapılan hatalar hem beklenen neticelerin alınmasını önlemekte hem de ilaç kullanımını arttırmaktadır. Bu sebeple bu tür mücadelede aşağıda belirtilen hususlara dikkat etmelidir.

a-Kullanılacak ilaç ‘selektif’ olmalı; yani sadece mücadelesini düşündüğümüz zararlı sınıfına etki etmeli, böylece yararlı böceklere zarar verilmemelidir.
b-Seçilen ilaç, ağacın fenolojik devresine bağlı olarak zarar yapmamalıdır.
c- Etki süresi uzun olan ilaçlar; ancak çok gerektiği durumlarda kullanılmalıdır. Zira bu tür ilaçlar, ilaçlama sonrası göç ederek gelen yararlı böcekleri de büyük ölçüde öldürmektedirler.
d- Önerilen ilaçlardan, insan ve diğer sıcak kanlılar için zehir etkisi az olanlar tercih edilmelidir. Bunun için LD 50 değerleri küçük olanları kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınmalıdır.
e- Önerilen ilaçlardan ucuz olanları tercih edilmeli, bu arada aynı ilacın aynı yerde ve aynı zararlıya karşı yıllarca kullanımı ile o ilaç aktif maddesine dayanıklı böcek neslinin oluşumuna engel olmak için, yukarıdaki esasları dikkate almak kaydıyla, devamlı olarak aynı ilacı kullanmaktan kaçınmalıdır. a)Temiz su kullanılmalıdır.
b)Tavsiye edilen konsantrasyona mutlaka uyulmalıdır.Az kullanılırsa kesinlikle sonuç alınamaz. Daha yüksek konsantrasyonlarda kullanıldığında ise her şeyden önce ekonomik açıdan zarara uğranılır. Yüksek konsantrasyon kullanımının yararı olmadığı gibi, bazı durumlarda bitkide yanma ve benzeri şekilde görülen zararlara da sebep olunabilir. Öte yandan önerilenin üzerinde konsantrasyon yararlı böceklerin daha çok sayıda ölmesine ve bu yolla doğal dengenin zararlılar lehine bozulmasına neden olur.
c)Konsantrasyonu sağlamada esas olan tavsiye edilen ilacın içerdiği aktif madde yüzdesidir. Bu nedenle ilacın ticari adına dayanarak karışım hazırlamak çok büyük yanlışlıklar oluşturmaktadır. İlaç karışımı hazırlamadan önce ilacın ticari ismi değil, aktif maddenin konsantrasyonunun ne olduğu bilinmelidir.
d)Karışım hazırlanırken boş depoya önerilen miktarda ilaç konulup sonra su eklemekten kesinlikle kaçınılmalıdır. Kullanılacak ilaç ayrı bir kapta bir miktar su ile karıştırılıp hazırlandıktan sonra, üzerine konsantrasyona uyacak şekilde su eklenmelidir.
e)Hazırlanan ilaç karışımı hemen kullanılmalıdır. Zira en iyi ilaç bile zamanla çöker ve homojen duruma gelmesi zorlaşır. Üstelik kullanılan suyun pH’ı yüksek ise, hazırlanan karışım bozulur ve ilacın etkinliği yok olabilir. Bir zararlı böceğe karşı ilaçlama zamanını tespit iki yönde ele alınmalıdır.
a) Zararlının biyolojisine bağlı olarak zamanlama: Zararlının ağaç üzerinde ilacın ulaşabildiği yerde ve uygun biyolojik devrede olduğu zamanı kapsar. Çeşitli etkenler altında bu dönem her yıl aynı zamana rastlamaz ve her yöreye göre de değişim gösterir. İlaçlama devresi için “Mart sonu” ya da “Nisan başı” gibi belirli bir tarih değil ; zararlının uygun biyolojik devreye gelip gelmediği esas alınmalıdır. Örneğin Marmara yöresinde C: lapathi’ ye karşı ancak tomurcukların patlaması ile nisan ayı ortası arasında ilaç kullanmak mümkündür. Bu devreyi örneğin; Erzurum şartları için geçerli saymak mümkün değildir.
b)İlacın kimyasal yapısına göre belirlenen ikinci bir zamanlama daha vardır. Bu konuda çok çarpıcı bir örneği C. lapathi’ye karşı yapılan bir ilaçlamadan verebiliriz. Parathion ve Diazinon esaslı 2 ilaçla bu zararlının  kurtlarına karşı yapılan ilaçlama denemesinde , aynı hava sıcaklığında ve aynı konsantrasyonda nispi hava rutubeti arttıkça kurtların ölüm yüzdesi de artmıştır. Bu artış alçak konsantrasyonda daha belirgin olmuştur. 100 litre suya l00 gram Parathion ilavesiyle hazırlanan konsantrasyondaki ilaç mahlül % 50 nisbi hava rutubetinde kullanıldığında ölüm yüzdesi % 35, % 85 nispi hava rutubetinde % 70 olmuştur. Konsantrasyonda aktif madde yüzdesi l50 gram olduğunda ise ölüm yüzdesi oranları % 50 nisbi rutubette % 67, % 85 nisbi rutubette ise % 80 bulunmuştur. Görüldüğü gibi ilacın kullanımı sırasında nisbi hava rutubeti son derece önemli rol oynamıştır. Bu durum ilacın özelliğine göre ilaçlama yapılırken hava hallerinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

KAVAKÇILIK